Dolar 32,4154
Euro 34,4715
Altın 2.471,86
BİST 9.679,80
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun 30°C
Hafif Yağmurlu
Samsun
30°C
Hafif Yağmurlu
Sal 30°C
Çar 32°C
Per 19°C
Cum 18°C

29 Ekim’de İnşaatı Tamamlanan Samsun Müzesi Halkımızla Buluşuyor

29 Ekim’de İnşaatı Tamamlanan Samsun Müzesi Halkımızla Buluşuyor
2 Kasım 2023 17:48

Geçmişten izler taşıyan çok sayıda eşsiz mirası ile sadece ülkemize değil dünya kültür turizmine de büyük katkılar sunan Samsun, Kurtuluş mücadelemizin muhteşem destanının anlatıldığı Bandırma Gemi Müzesi, Avrupa’nın en prestijli müzeleri arasında yer alan Samsun Kent Müzesi, Gazi Müzesi, Havza Atatürk Evi ve diğer nadide müzeleriyle yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmektedir.

 

İlk olarak 19 Mayıs 1981 tarihinde açılan Arkeoloji ve Etnografya Müzesi de, uzun bir aranın ardından yeni hizmet binası ve teşhir salonlarıyla Samsun Müzesi adıyla yeniden ziyarete hazır hale getiriliyor.

 

İçerisinde arkeoloji ve etnografya müzesi, çocuk müzesi, eser sergi salonları, laboratuarlar, kitap kafe, restoran, misafir sergi salonu, konferans salonu, çok büyük bir rekreasyon alanı ve 20.000 m2’lik kapalı alanı bulunan Samsun Müzesi, Amisos Hazinelerini de yeniden halkımızla buluşturacak.

 

Arkeoloji Teşhiri

 

Arkeoloji ve etnografya salonlarıyla Samsun Müzesi’nin teşhiri, milyonlarca yıl öncesine tarihlenen fosillerle başlayıp yaşam izleri Üst Paleolitik Dönem’e dek uzanan Tekkeköy Mağaraları’na ait dioroma ve çeşitli eserlerle devam eder. Karadeniz Bölgesi’nin en eski ve en uzun süreli sistemli kazısı olan İkiztepe Höyüğü’nden buluntularının sergilendiği vitrinlerde Erken Tunç Çağı’ndaki silah endüstrisinin gelişmişliğini yansıtan, mezarlara ölünün özel eşyası olarak bırakılmış bronzdan mızrak uçları, balta ve hançerler, Anadolu’nun ana ve bereket tanrıçalarıyla özdeşleştirilen pişmiş toprak kadın figürinleri, dokumacılıkla ilgili ağırşaklar ve tezgah ağırlıkları önemli bir yer tutar. Ayrıca İkiztepe’nin Erken Tunç Çağı mezarlarındaki kazılarda ele geçen, İkiztepe’de, hatta Anadolu’da saptanan en büyük boyutlu iyileşmiş trepanasyon deliğine sahip yetişkin bir erkek bireyi temsil eden kafataslarındaki trepanasyon deliğinde zamanla daralma olduğu ve bireyin operasyon sonrası bir süre daha yaşamına devam ettiği tespit edilmiştir.

Oymaağaç Höyüğü kazılarında ortaya çıkan Hitit Dönemi’ne ait çivi yazılı kil tabletler ve adak kaplarının devamında ise müzikle ilgili eserler teşhir edilir. Arkaik ve Klasik dönemlere tarihlenen şarap, zeytinyağı ve kuru gıdaların taşınması, depolanması ve ticaretinde kullanılan ve çoğu deniz buluntusu olarak ele geçen Amphoralar da teşhirde yerini alırken, Amisos Antik Kenti’nin MÖ 550’lere dek uzanan Miletos kolonizasyonuyla ilişkili Çakalca-Karadoğan Höyüğü olarak adlandırılan yerleşimdeki buluntuları önemli bir yer tutar.

 

Amisos nekropolünde ortaya çıkmış olan kandiller, testiler, unguentariumlar, lagynoslar, masklar ve figürin başları sırasını, antik kentin sınırlarında açığa çıkmış Erken Helenistik Dönem’e tarihlenen yer altı kaya mezarındaki altından yapılmış ziynet takılarına bırakır. Buluntular hemen yanındaki orijinal ölçülerinden küçültülerek sunulmuş olan mezar yapısıyla görselliğini artırır. Kentin en zengin olduğu VI. Mithradates Dönemi’ne ait taç ve diademler ise hemen karşısında bulunan pişmiş topraktan yapılmış lahitlere bakar.

 

Roma Dönemi’ne ait Amisos Akropolü’nden çıkmış taban mozaiği ise görsel olarak ilgi çekiciliğini sergilemektedir. Merkez panosunda Akhilleus ve Thetis konu edilmekte olup köşe panolarında dört mevsimin kişileştirildiği figürler bulunur. Köşe panolarının aralarında da birbirinden farklı işlenmiş Hippocampos, deniz yaratıkları (panter ve ejder başlı) ve Triton’un taşıdığı Nereid’ler konu edilmişken sondaki panoda da bir kurban sahnesi bulunmaktadır.

 

Teşhir vitrinlerinin devamında Roma Dönemi’ne tarihlenen bronzdan yapılmış genç atlet heykeli müzenin yine önemli eserlerden birini teşkil eder. Aynı dönemin çeşitli figürin parçaları, cam ve mutfak eşyaları ile camdan yapılmış buluntuları yerini, Doğu Roma Dönemi’ne ait eserlerin sergilendiği vitrinlere devreder. Arkeolojik teşhir vitrinlerinin son güzergâhında da taş ve mermerden yapılmış eserlerle artık etnografik eserlerin sergilendiği salonlara giriş yapılır.

 

Etnografya Seksiyonu

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkarak başlattığı Milli Mücadele’nin anlatıldığı dönem ile başlar. Silahlar, kılıçlar, barutluklar, Kurtuluş Savaşı anısına basılan Hatıra-i Zafer afişi ve ilk basım olan Nutuk ve Milli Mücadele sırasında hizmet edenlere verilen Hilal-i Ahmer Madalyonu yer almaktadır. Osmanlı Dönemi erkek ve kadın giyim kültürü ile devam eden teşhirde altın, gümüş, bronz gibi malzemelerden yapılan tepelik, gerdanlık, bilezik, alınlık, yüzük, kolye gibi takılar dikkat çeker. Geç Osmanlı Dönemi’ne ait Rum, Arap ve Grek alfabesi kullanarak yapılmış Ortodoks Hristiyan Karaman Türklerine ait olan Kanuni Esasi Meydanı Kitabesi ile başlayan taş eserin üst kısmında Anayasa Meydanı, hemen altında üç satırda Değerli, Saadetli Hacı Emin, beş satırlık Karamanlıca yazıda ise Katu Meydanı Anıtının imarı Sultan Abdülhamit Han yazılıdır. Kitabeden anlaşıldığı kadarıyla Sultan Abdülhamit Han döneminde Hacı Emin tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. 19. yy’da Hristiyan nüfusa sahip olduğu bilinen Kadıköy’ün Ortodoks Türklerinin de iskan alanı olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Meydan kitabesinin yanında yer alan 1.Dünya Savaşı İttifak Bloğu anısında yapılan taş kabartmada ise Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm, V. Mehmet Reşat ve Avusturya İmparatoru Franz Joseph yer almaktadır. Son olarak Geç Osmanlı Dönemi’ne ait tuğralı mermer yer almaktadır. 19.yy’a ait kilise çanları ile devamında gelen Osmanlı dönemi mutfak kültürü ile sergi devam etmektedir. Pirinç ve bakırdan yapılmış, iç ve dış yüzeyinde Kuran-ı Kerim’den şifa ayetleri işlenmiş şifa taslarından 18-19.yy’da bu taslardan su içen ya da yıkanan insan ve hayvanların hastalıktan kurtulacağına, şifa bulacağına inanılırdı. Canik Sancağına bağlı mutasarrıf olarak atanan Hamdi Simavi Bey tarafından 1895 yılında inşasına başlanıp 1902’de tamamlanan ve 2. Abdülhamit döneminde yapılan Hamidiye Hastanesi ve yanında cerrahi aletler yer almaktadır.1864’te Samsun’a telgraf için yatırım yapılmış, Yozgat, Amasya ve Samsun’a ulaştırılmış olup, 1868 yılında Samsun-Sinop telgraf hattı çekilmiştir. 1887 yılında inşa edilmiş olan Tütün Fabrikası ve tütünüyle ünlü Samsun sigaraları ile pipo, lüle, tütün balyası eserleri sergilenmektedir. 14. yy Selçuklu komutanı Hızır Bey tarafından yapılmış ahşap cami 1869 büyük yangınından sonra ağır hasar görmüş ve Batumlu Hacı Ali Efendi tarafından 1884’te Sultan Abdülhamit’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından onarılmış, bu yüzden halk arasında Valide Sultan Camisi olarak anılmaktadır. Caminin yanında tespih, Kuran-ı Kerim, rahle, gülabdan eserleri yer almaktadır. 2. Abdülhamit döneminde yapılan Hükümet Konağı, hokka, divit, kalem, makas, baskı aletleri, mühürlerin bulunduğu yazı takımları ile sergilenmektedir. 1092 yılında Danişmendliler tarafından inşa edilen ve büyük Samsun yangınında ağır hasar gören Samsun Kalesi ve karşısında Beylikler dönemi ve Osmanlı dönemine ait gülle, sapan taşları ve barutluk sergilenmektedir. Osmanlı dönemi gemileri, pusula, pervane, gemici düdüğü ve el feneri sergilenmektedir. Günlük yaşama dair aydınlatmada kullanılan gaz lambaları ve kandiller sergilenmektedir. 1206 yılında I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından inşa edilen ülkemizdeki en eski ahşap cami Göğeli Camii de yer almaktadır. Yine aynı döneme inşa edilen Şeyh Habil Cami ahşap mimarisinde önemli yer tutmaktadır. 1204-1240 yılında Selçuklular zamanı ipek yolu üzerinde bulunan bölgedeki ticaret kervan yolunun en önemli noktalarında bulunan Çakallı Kervansarayı sergilenmektedir. 1508 yılında inşa edilen Taşhan sergilenmektedir. Müzede Fazıl Ahmet Paşa Medresesi maketi ve Köprülü Mehmet Paşa, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa heykelleri de yer almaktadır.

 

Sikke Teşhiri

 

Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Doğu Roma dönemlerine ait altın, gümüş ve bronz sikkeler kronolojik düzen içinde üç ayrı vitrinde sergilenmektedir. VI. Mithradates Roma ile yaptığı savaşlar sırasında yoğun olarak bronz sikke bastırdı ve savaş döneminde olduğu için sikkeleri propaganda amaçlı bastırmış olup, ön yüzlerinde Ares veya Gorgo başı arka yüzlerinde Nike veya kını içinde kılıç betimlemeleri tercih edilmiştir. Pers soyundan geldiğini vurgulamak için ön yüzlerinde Miğferli Perseus başı olan sikkeler diğer bronz sikkelere oranla büyük bastırılmıştır. Kendisini bronz sikkelere bastırmadığı için müze vitrininde yer alan tek gümüş sikke önemli bir yere sahiptir. Ayrıca, Avusturya–Macaristan İmparatorluğu sikkelerinden oluşan toplu sikke buluntuları ile VI. Mithradartes Dönemi’ne ait Amisos sikkelerinden oluşan toplu sikke buluntuları yoğunluğuyla da vitrinleri doldurmaktadır.

 

Müzede ayrıca I. Abdulhamit, Kanuni Sultan Süleyman ve I. Mahmut dönemlerine ait Osmanlı altın sikkeleri de yer almaktadır.

 

Amisos Mozaiği

 

Amisos Mozaiği, 1958’de Antik Amisos Kenti’nde (bugünkü Sağırlar Okulu) hafriyat çalışmaları sırasında bulunmuştur. Müze teşhirinin orta alanında özel hazırlanmış mekana yerleştirilerek sergilenen Amisos Mozaiği 56 m2’lik taban ölçüsüne sahiptir. Mozaiğin ortasındaki merkez panoda Akhilleus ve Thetis konu edilmekte olup, figürlerin başları üzerinde kimliğini gösterir yazıtlar bulunmaktadır. Bu panoda anne Thetis’in oğlu Akhilleus’a silah teslim etmesi betimlenmiştir. Homeros’un İlyada’sında anne Thetis’in oğlu Akhilleus’a silahını teslim ederken Troya savaşındaki kötü kaderini açıkladığı anlatılmaktadır. Thetis’in üzüntüyü tasvir eden pudicita tipinde işlenmiş olması Amisos Mozaiğinin ikonografik açıdan farklılığını göstermektedir.

 

Merkez panonun çevresindeki köşe panolarda dört mevsimin kişileştirildiği büstler yer alır. Sonbahar, yaz, ilkbahar ile kış mevsimleri bitkilerle kombine edilen erkek ve kadın figürleriyle karakterize edilmiştir.

 

Köşe panolarının aralarında birbirinden farklı işlenmiş Hippocampos, deniz yaratıkları (panter ve ejder başlı) ve Triton’un taşıdığı Nereidlerin konu edildiği dört pano bulunur. Bu panoların ortak özelliği Nereid’in balık kuyruklu mitolojik deniz yaratıkları üzerinde yaptığı yolculuktur.

 

Amisos mozaiğinin en ilginç betimlemelerinden biri de kurban sahnesinin işlendiği panodur. Panoda elinde sunu tası bulunan ev sahibi, bir kasap yardımıyla boğa kurban ederken betimlenmiştir. Bu panonun Akhilleus panosu ile karşılık olması her iki panonun birbirleriyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Dolayısıyla, panoda mozaiğin ait olduğu evin sahibi tarafından Akhilleus’a adanmış bir kurban ritüeli betimlenmiştir.

 

Kompozisyonlu alanlar geometrik motiflerle çevrelenmiştir. Amisos Mozaiği’nde tamamlayıcı motif olarak on bir adet farklı geometrik desen bulunmaktadır.

 

Amisos Mozaiği’nin güneyden gelen gezici ustalar tarafından yapıldığı arkeolojik çalışmalar sonrasında anlaşılmıştır. Akhilleus ve Thetis’in bulunduğu panoda, figürlerin alt kısmındaki yazıtta mozaiğin ‘Orentes’ isimli usta tarafından yapıldığı belirtilmektedir. Mozaiğin tekniği ve işçiliği değerlendirildiğinde, Roma İmparatoru Alexander Severus Dönemi’nde MS 3. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı ve bir Roma villasına ait taban döşemesi olduğu anlaşılmaktadır.

 

Tekkeköy Mağaraları

 

1940’da Orta Karadeniz Bölgesinde geziler yapan İsmail Kılıç Kökten (Ünye, 1904-1974) Samsun’un Tekkeköy ilçesinde yaptığı yüzey araştırmaları neticesinde, Paleolitik ile Mezolitik Çağ’a ait birçok mağara ile küçüklü büyüklü kaya sığınakları tespit etmiştir. Samsun’un 17 km güney doğusunda bulunan Tekkeköy Mağaraları, Fındıcak ve Çınarlık derelerinin suladığı vadi boyunca yükselen kaya kütleleri volkanik kayaç yapısındadır.

 

İlk çalışmalar 1941 yılında Türk Tarih Kurumu’nun katkılarıyla İsmail Kılıç Kökten’in başkanlığında, Tahsin Özgüç ve Nimet Özgüç’ten oluşan bir ekiple gerçekleştirilmiştir. Öncelikle Üst Paleolitik Çağ’a tarihlenen A Sığınağı’nda (Mezolitik Çağ) taş yontma yöntemiyle elde edilen ok ve mızrak uçları ile baltalar, kesici ve kazıyıcı aletler ele geçmiş olup, sığınağın 300 m mesafesinde Tütün Tarlası olarak adlandırılan alanda yapılan kazılarda ise Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı ve Hitit Çağı’na ilişkin kültür tabaları tespit edilmiştir.

 

Ayrıca Kalkolitik Çağ’a ait elle yapılmış çeşitli seramiklerle taştan yapılmış buluntular da azımsanmayacak kadar çoktur. Yassı balta, topuz başı, iki-üç yüzlü, rötuşlu veya rötuşsuz sileks, obsidyen bıçaklar, el değirmenleri ve pt’den yapılmış ağırlık ve ağırşaklar, geyik boynuzundan yapılmış çekiç-çapalar, küpe, bilezik, bıçak, toplu iğne, ok uçları olmak üzere çeşitli madeni aletler önemli buluntular arasında yer alır. Mağaraların kuzeyinde de bir sarnıç ve iki noktasında Frig Dönem özelliklerini sergileyen merdivenler de bulunmaktadır. Tekkeköy Mağaralarını tasvir eden maketler ve heykeller de Samsun Müzesi’nde yer almaktadır.

 

İdol

 

İkiztepe Höyüğü, Erken Tunç Çağı mezarlarındaki kazılarda ele geçen İdol, İkiztepe’de, Anadolu’nun Neolitik Çağ’dan beri devam eden ana tanrıça geleneğinin Karadeniz Bölgesindeki temsilcisi olarak gösterilir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.